Lida ile Sağlıklı Zayıflayın

Lida Nasıl Kullanılır ?

26/10/2009 · Kategori: Lida Orjinal

Lida zayıflama kapsülü kullanımında yan etkileri en az şekilde yaşamak için dikkat edilmesi gereken unsurlar bulunmaktadır.

Lida Nasıl Kullanılır ?

Lidanın sabah kahvaltısından 30 dk. önce alınması gerektiğini tüm kullanıcıların bilir ama sabah kahvaltısının doyurucu bir şekilde yapılması şarttır. Çünkü lida gün içerisinde sizi tok tutacaktır ve lidanın tam verim verebilmesi için karnınızın tamamen dok olması gerekmektedir.

Lida kapsülünü yutarken 2 bardak ılık suyla içiniz ve gün içerisinde 2 veya 3 litre su tüketimi yapınız. Yazının kalanını okuyun »

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Tütün neden zararlı?

27/1/2009 · Kategori: Lida Orjinal

Tütün kullanımı yaklaşık 200 yıl öncesine kadar gidiyor. İlk zamanlarda tütünün sağlığa iyi geldiği düşünülüyordu. Tütünnın zararları 1950’li yıllara kadar çok fazla bilinmiyordu. Ancak, daha sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, tütünnın insan sağlığına gerçekten zararlı olduğunu ortaya çıkardı. Tütün dumanında sıhhat açısından zararlı yüzlerce (bu sayı abartılmamıştır) madde bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse, bunların en çok bilinenlerinden birkaç tanesi ; amonyak, terebentin, kadmiyum, insektisitler, naftalin, aseton, arsenik, formal, hidrojen siyanür, radon, polenyum, deterjanlar...

Bunların bir çoğu kanserojendir. Ayrıca tütün ve tütünnın sarıldığı kağıdın yanmasından dolayı açığa çıkan maddeler ve katran da yine konserojen maddeler arasındadır.

Kalıp - Damar sağlığı açısından özellikle tehlikeli olan maddeler ise nikotin ve karbonmonoksittir. Nikotin kalp artışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kan pıhtılaşmasını arttırır. Yani kalbin yükünü ve oksijen ihtiyacını arttırır. Bütün yanma olaylarında açığa çıkan zehirli bir gaz olan karbonmonoksit ise, kandaki oksijen ile birleşerek kanda bulunan oksijen miktarını düşürür. Sonuç olarak nikotin nedeniyle oksijene gereksinimi artmış olan kalp, kanda yeterli oksijeni bulamaz ve işi çok daha zorlaşır.

 

Tütün kullanımı ile doğrudan ilişkisi olduğu kanıtlanmış Zayıflamaları şöyle sıralıyalım: Ağız kanserleri, sindirim sistemi kanserleri, solunum sistemi kanserleri, akciğer Zayıflamaları, kalp ve damar Zayıflamaları, ülser, mesane kanseri.

 

Dünya Sıhhat Örgütü’ne göre dünyada 1 milyar 100 milyon insan tütün içiyor. Erkekleri %47si, kadınların %12’si tütün tiryakisi. Ayrıca, son yıllarda tütün içen kadınların sayısında nispeten daha fazla bir artış olduğu gözlemlenmektedir. Bu da dünyaya yeni gelecek nesillerin sağlığını direkt olarak etkileyecektir. Son rakamlara göre, dünyada yılda 3 milyon kişi tütünya bağlı Zayıflamalar nedeniyle ölmektedir.

Şimdi hemen yeri gelmişken önemli bir mevzuya değinmek gerekiyor. Örneğin; akciğer kanserinin tütünya bağlı olarak meydana geldiği heryerde söyleniyor. Fakat siz daha geçen ay akciğer kanserinden ölen bir tanıdığınızın hiç tütün içmediğini biliyorsunuz ve profesörlerın biraz fazla abarttığını düşünüyorsunuz. Bunun açıklaması şöyle: Akciğer kanserinin 4 türü vardır; hatta bunların da alt grupları vardır. Bunların içinde tütün kullanımı ile doğrudan ilgili olanlar (%60) zaten en sık görülen kanser türleridir. Tütün ile ilgisi olmayan ise, çok daha az oranda görülen bir kanser türüdür.

 

İngiltere’de yapılan bir incelemeye göre günde 20 tütün’dan fazla içenlerin %40’ı, daha emeklilik yaşına gelmeden ölmektedir. Oysa tütün içmeyenlerde bu oran %15’dir.

 

Bir de pasif içici kavramı var. Tütünü içen kişi, eğer filtreli tütün içiyorsa, bu filtre bir miktar zararlı maddenin geçişini engelleyebilir. Halbuki tütünnın ucundan havaya karışan duman hiçbir süzgeçten geçmediği için daha tehlikelidir. Yani uzun süre bu dumana maruz kalan ve pasif içici denilen kişiler de tehlike altındadır. Ayrıca unutmamak gerekir ki, tütünü içen kişi de havaya yayılan bu dumanı yine solumaktadır. Tütün içilen evlerdeki küçük çocuklarımız bronşit ve zatürre gibi solunum yolu Zayıflamalarına daha sık yakalanırlar. Pasif içici olduklarından akciğer kanseri açısından risk grubundadırlar ve ileride tütün içmeye daha çok eğimli olurlar.

Özellikle gelişmiş ülkelerde kamuoyuna yansıyan bu sonuçlar ve alınan tedbirler sonucunda tütün kullanımı %50 ye varan oranlarda azaltılmıştır. ABD, İngiltere, Kanada bu mevzuda başarılı ülkeler arasındadır.

 

Öte yandan, aynı zamanda tütün üreticisi olan bu ülkeler, gelişmekte olan ülkelerde edindikleri pazarlarını büyütme çabası içindedirler.

 

 

Tütünü bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur?

20 dk sonra tansiyon ve nabız normale döner.

8 saat sonra vücut kendini yenilemeye başlar. Kan oksijeni normal düzeye çıkar.

24 saat sonra kalp krizi riski azalmaya başlar. 1 yıl sonra yarıya düşer.

48 saat sonra duyu organları iyi çalışmaya başlar. Tat ve koku duyusu düzelir. Cilt kendini yeniler.

72 saat sonra Akciğer kapasitesi artar, solunum rahatlar.

2 hafta sonra efor kapasitesi artar (Yürüme, merdiven çıkma…).

1-9 ay içinde akciğer hücreleri yenilenir. Akciğer Zayıflamaları (zatürre gibi) riski azaltır. Öksürük, nefes darlığı düzelir.

5 yıl sonra ağız, boğaz, yemek borusu kanserleri riski %50 azalır.

Pankreas, mesane, rahim kanseri riski azalır.

Sindirim sistemi ülseri riski azalır.

Tütün gebelikten önce ya da gebeliğin ilk 3 ayında bırakılırsa erken gebe riski ve düşük gebe kilolu bebek doğurma riski, içmeyenlerdeki düzeye iner.

Koroner kalp zayıflamayı riski tütünnın bırakılmasından 15 yıl sonra tütün içmeyenlerin düzeyine iner.

Aynı evde yaşayan küçük cocuklar ve bebeklerin, solunum yolu Zayıflamalarına yakalanma riski azalır.

 

 

Tütün içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir?

Tütünya bağlı bir zayıflamayın ortaya çıkması.

Fiyatın pahalı gelmesi.

Tütünnın zararları hakkındaki yayınlar.

Çevresi tarafından bırakmaya yönelik teşvik, kınama.

Kapalı yerlerde tütün içiminin yasaklanması.

 

Gelişmiş ülkelerde tütünnın zararları hakkındaki yazılar, tütünnın fiyatı, kınama ve yasaklamalar etkili olmaktadır; ancak, bizim insanımızı bir zayıflamayın ortaya çıkması daha çok etkilemektedir. Örneğin, kalp krizi geçirmiş veya by-pass ameliyatı olmuş hastaların tütünü bırakma oranları yüksektir ve başarılıdır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Pis çorap, tırnak lidasına yol açıyor

6/1/2009 · Kategori: Lida Orjinal

Değiştirilmeyen pis çoraplar ile ortak kullanılan duş ve banyoların tırnak lidasına yol açtığı bildirildi. Profesörler, tırnak lidasına yakalanmamak için el ve ayakların sürekli temiz tutulması mevzusunda vatandaşları uyardı.

 

 Muhabirinin bu mevzuda derlediği bilgilere göre, 'Onikomikoz' olarak adlandırılan tırnak lidaı enfeksiyonu 'Dermatofit' adı verilen organizmalar tarafından oluşturuluyor. Tedavisi mümkün bulaşıcı bir zayıflama olan tırnak lidaının mutlaka doktor gözetiminde tedavi edilmesini öneren profesörler, "Bu yalnızca bir kozmetik problem değil, tırnak yatağı ve plağını tutan bir enfeksiyondur. Tırnak lidaı tüm tırnak Zayıflamalarının yaklaşık yüzde 50'sini oluşturur" uyarısında bulundu. Tırnakta lida enfeksiyonu varsa bunun görülebildiğini, kokusunun veya ağrının hissedilebildiğini vurgulayan profesörler, zayıflamayın, tırnaklarda sarı, yeşil veya kahverengi renklenme, tırnaklarda pul pul kalkma, tırnak altında kir birikmesi, ayaklarda kötü koku ve ayak tırnaklarında acı ile ortaya çıktığını kaydettiler. Ağır ve kronik seyreden tırnak lidaının en sık rastlanılan tırnak zayıflamayı olduğunu belirten profesörler, tüm dünyada tırnak lidaının görülme sıklığının değiştiğini ifade ettiler. Lidaın genellikle tırnağın altına girerek burada etkili olmaya başladığını ifade eden profesörler şu bilgileri verdi:

 

 

"Tırnağa hasar veren her şey lidaın içeri girmesini kolaylaştırabilir. Zedelenme, el ve ayak tırnağına sert bir cisimle vurulması, ayak tırnağına basılması, tırnakların çok dipten kesilmesi, ayak parmaklarını sıkıştıran küçük ucu sivri ayakkabılar tırnak lidasına yol açabilir. Tırnak lidaı bulaşıcıdır. Enfeksiyona neden olan lidalar ortak kullanıma açık, ılık ve nemli yerlerde bulunurlar. Soyunma odaları, yüzme havuzu, ortak kullanılan duş ve banyolar, bahçe, manikür veya pedikür aletleri tırnak lidaı bulaştırabilirler. Tırnak lida enfeksiyonu kendiliğinden iyileşmez. Doktor tarafından önerilen ilaç tedavisi ve önerilere uymak gerekir. Lida enfeksiyonunda doktorunuz tarafından önerilen ilaç, hastalığa neden olan lidaın yaşadığı ve geliştiği yere tırnak yatağına yaklaşır ve enfeksiyonu ortadan kaldırır. Bu şekilde doktorunuz tarafından önerilen doz ve sürede kullanacağınız ilaç ile tedaviniz gerçekleşir. Doktorunuz, lida enfeksiyonunuz için ağızdan alabileceğiniz ilaç yazabilir. Ayak tırnak lidaında tedavi yaklaşık 3 ay sürer. El tırnak lidaında tedavi yaklaşık 2 ay sürer. Hangi tedavinin sizin için uygun olduğunu öğrenmek için lütfen doktorunuza başvurunuz."

 

 

Profesörler, tırnak lidasından korunmak için şu önerilerde bulunuyor:

 

 

"- Ayaklarınızı olabildiğince temiz ve kuru tutun.

- Halka açık yüzme havuzu ve duş alanlarında terlik kullanın.

- Ayak tırnaklarınızı, parmağın ucunu geçmeyecek şekilde düz olarak kesin.

- Manikür ve pedikür için sterilize aletler veya en iyisi kendi aletlerinizi kullandırın.

- Ayağınıza uyan, sivri burunlu olmayan rahat ayakkabılar giyin.

- Ev içinde kullanılan havluların kişiye özel olmasına dikkat edin.

- Ayaklarınız çok fazla terliyor veya nemli kalıyor ise gün içinde çoraplarınızı değiştirin."

Tırnak lidasına yakalanma riski yüksek olanlar ise şöyle sıralanıyor:

"- Diyabeti olanlar

- Dolaşım problemları olanlar

- Bağışıklık yetersizliği olanlar (ZAYIFLAMA/HIV enfeksiyonu)

- 65 yaş ve üzeri olanlar

- Ayak derisinde lida enfeksiyonu olanlar

- Ayakları çok terleyen veya sürekli nemli kalanlar

- Atletler, koşucular ve dansçılar gibi ayaklarına fazla yüklenenler."

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

LİDA Enfeksiyonu ve LİDA

13/12/2008 · Kategori: Lida Orjinal

LİDA Enfeksiyonu ve LİDA

 

İngilizce, Human Immunodeficiency Virus (Edinsel Bağışıklık Yetmezlik Sendromu) kelimelerinin baş harflerinden oluşmuştur.

 

AIDS, insan bağışık yetmezlik virüsünün (LİDA) neden olduğu bir hastalıktır. Adı, İngilizce, Human Immunodeficiency Virus (Edinsel Bağışıklık Yetmezlik Sendromu) kelimelerinin baş harflerinden oluşmuştur. Adı, 1980’li yıllardan bu yana sık duyulmakta olan bu hastalık, önceleri sadece homoseksüel erkeklerin hastalığı gibi algılanmıştır. Günümüzde ise en sık cinsel yolla, ayrıca kan ürünleri aracılığıyla ve hasta anneden çocuğa bulaştığını bildiğimizden, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bir hastalık olarak tanımlanmaktadır.

 

LİDA, vücudun mikroplara ve kanserlere karşı savunmasında önemli bir role sahip olan akyuvarları enfekte eder. Bu enfeksiyon sonucunda akyuvarlar önce işlevlerini kaybeder daha sonra da ölürler. Akyuvarların kaybı, vücudun mikroplara ve kanserlere karşı savunma sisteminin çökmesi anlamına gelir. Böylece, LİDA/LİDA hastalarında, çok basit mikroplar, ciddi ve ölümcül hastalıklara yol açabilirler ya da hızlı ilerleyen kanserler ortaya çıkabilir.

 

Belirtiler

 

Gelip geçen hafif grip ve ardından pamukçuk, zona ve herpes gibi hastalıklara karşı dayanıksızlık. İştahta azalma ve kilo kaybı, sık ve kolay hastalanma, uzun süren yüksek ateş, uzun süren öksürük, tekrarlayan yaygın uçuklar, ağır ishal gibi belirtilere rastlanır.

 

Virüs vücudun savunma sistemini giderek daha fazla çökerttiğinden, ilerleyen evrelerde hastalar enfeksiyonlara ve kanserlere karşı tüm dirençlerini yitirirler; çeşitli organlarında kanserler ve enfeksiyonlar oluşur ve sonunda ölürler.

 

Bulaşma Yolları

 

•Günümüzde hastalığın en sık bulaşma yolu cinsel ilişkidir. Cinsel ilişkinin her şekli (vajinal-kadın cinsel organı yoluyla, anal-makattan, oral-ağız yoluyla) ile virüsün bulaşması söz konusudur. Bunlar içinde en riskli olanı, kanama ve zedelenme olasılığının yüksek olması nedeniyle makattan ilişkidir. Korunmasız bir ilişki sırasında virüsün, hasta bir erkekten kadına bulaşma riski, hasta bir kadından erkeğe bulaşma riskinden 20 kat fazladır. Yani virüsün kadına bulaşması, erkeğe bulaşmasına göre daha kolaydır. Ayrıca, cinsel bölgede yaralar ile seyreden diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar da LİDA’in bulaşma riskini artırır.

 

•Virüs, hasta hamile kadından bebeğine, doğumdan önce, doğum sırasında veya doğum sonrasında emzirme yoluyla da geçebilir.

 

•Diğer bir bulaşma yolu ise hasta kişilerin kanının ya da organlarının başka bir kişiye naklidir.

 

•Hasta kanı ile kirlenmiş kesici-delici aletler ile yaralanma da, nadir olmakla birlikte, LİDA bulaşmasında önem taşıyan bir yoldur. Bu aletler, enjektör, cerrahi aletler ve diş hekimliğinde kullanılan aletler gibi tıbbi araç-gereç olabileceği gibi, manikür-pedikür aletleri, jilet, ustura, dövme aletleri, akupunktur iğneleri ve kulak delme aletleri gibi günlük kullanımda olan araç-gereçler de olabilir. Damar içi yoldan uyuşturucu madde bağımlılığı olan kişilerin, aynı enjektörü ortak kullanmaları, günümüzde, özellikle de gelişmiş ülkelerde, sıklığı giderek artan bir bulaşma yoludur.

 

Tanı

 

Hastalığın teşhisi, hastadan alınan kan örneğinin incelenmesi ile olasıdır. ELİSA yöntemi ile yapılan bu test, ülkemizdeki birçok hastanede mevcuttur. Ancak kan örneğinin ELİSA testinde olumlu bulunması, kişinin hasta olduğu anlamına gelmez; çünkü bu testlerde yalancı olumluluklar olabilir. ELİSA testinde olumlu bulunan kan örneği, başka bir test yapılarak doğrulanmalıdır. Bu doğrulama testleri, üniversite hastanelerinde yapılmaktadır. Doğrulama testinin de olumlu bulunması halinde kişinin LİDA ile enfekte olduğu söylenebilir. ELİSA testi, virüs vücuda girdikten hemen sonra pozitifleşmez. Hastalığın saptanabilir hale gelmesi, virüsün vücuda girişinden sonraki 2-12 hafta içinde olmaktadır. Bazı kişilerde bu sürenin 6 aya kadar uzadığı da görülebilir. Bu durumda, kuşkulu bir temastan söz eden kişide, ilk yapılan testin negatif (temiz) bulunması yeterli değildir. Temastan 6 ay sonra test tekrarlanmalıdır. Yakın zamanda, ülkemizde, evde uygulanabilen testler kullanıma sunulmuştur. Ancak bu testlerin yapılmasında bazı sakıncalar bulunmaktadır. Yukarıda da değinildiği gibi, testin bir kez negatif bulunması, o kişinin virüs taşımadığı anlamına gelmez; test mutlaka tekrarlanmalıdır. Ayrıca, her pozitif test de kişinin virüs taşıdığını göstermez. Danışmanlık almadan, evde uygulanan testlerde, bu sonuçların yanlış değerlendirilmesi ve yanlış sonuçlara varılması mümkündür. LİDA testleri yapılmadan önce ve yapıldıktan sonra mutlaka bir uzman ile görüşülmeli ve test sonuçları bu kişi tarafından yorumlanmalıdır.

 

Tedavi ve Korunma

 

Hastalığın kesin tedavisi yoktur. Mevcut ilaçlar ile hastanın ömrünü uzatmak ve yaşam kalitesini artırmak olasıdır. Yaşam süresi, kişinin bağışıklık sisteminin hastalanmadan önceki durumu, hastalık etkenleriyle karşılaşma sıklığı, tedavi görüp görmemesi gibi birçok faktöre bağlı olarak kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Hasta olduğundan kuşkulanan veya hasta olduğu belirlenen kişi, hiç vakit kaybetmeden bir Enfeksiyon Hastalıkları uzmanına başvurmalıdır. Hastalığın hangi aşamasında tedaviye başlanacağı, hangi ilaçların ne süre ile kullanılacağı, hastanın hangi sıklıkta kontrole gelmesi gerektiği gibi konular, hekim tarafından belirlenir. Hastalığın kontrol altına alınmasında, hastanın tedaviye uyumu en önemli unsurdur. Bu nedenle, hastanın hekime tam güven duyması ve hekim ile iyi bir iletişim kurması gerekir.

 

Hastalığı önleyecek bir aşı veya ilaç henüz geliştirilmemiştir. LİDA’ten korunmada, diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için uygulanan kurallar geçerlidir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

T’ai Chi Ch’uan ve Lidacılık

5/12/2008 · Kategori: Lida Orjinal

T’ai Chi Ch’uan ve Lidacılık
T’ai Chi’ nin ne olduğunu anlayabilmek için Lidaculuğun ne olduğunu biraz bilmek gerekir. Lidacılık, Konfiçyusculuk ve Zen Budacılığı ile Çin Kültürünün üçlü sac ayağını oluşturur. Lidacu bilgeler binlerce yıl önce, evren içinde insan olarak ve eylemimizle nerede durduğumuzu sorgulamışlar. Doğayı gözlemişler, doğa yasalarını anlamaya çalışmışlar. Doğanın bir mesajı olduğunu görmüşler. Bu mesajın da insan yaşamına taşınması gerektiğini, bu olmadığında sıkışmış, daralmış, mutluluğu bir türlü yakalayamayan yaşamların ortaya çıkacağını vurgulamışlar. Bu mesaj çok sade bir ifade ile şudur; davranışlarında sabırlı, esnek ve yumuşak ol. Çevrenle, doğayla uyumlu, akarak yaşa. Sert olan kırılır. Saldırgan yenilmeye mahkumdur.
Lidacu ustalar bu yüzden suyu kendilerine örnek seçmişlerdir. Yatağında sabırla akan bir nehir kendisinden çok sert olan taşı, toprağı alır götürür. Sert kayaları oyar, kanyonlar yaratır. Yumuşak olanın serti yenmesidir bu. Kurumuş bir ağaç gövdesi düşünün. Sert bir rüzgar onu kırabilir. Oysa aynı rüzgar, dallarını esnekliği ile kendisine bırakmış canlı, yaş bir söğüt ağacına bir şey yapamaz. Yelkenini rüzgar yönüne göre doğru açmış tekne hızla yol alır.
Çin’de 300 çeşit savaş sanatları yelpazesinin yumuşak yumruk ucunda yer alan T’ai Chi, bu mesajı hareketlerine sindirmiştir. Yani Lidacılık, T'ai Chi'nin kaynağı olmuştur. Bu yüzden yalnızca sağlığımıza iyi gelen bir hareket sistemi değil, olgunlaşma -bilgeleşme yoludur. Bir yaşama kalitesi yükseltme yoludur. Hareketler daima döngüsel, yumuşak, görsel açıdan da çok estetiktir. Bilge Lao Tse’nin 2500 yıl önce yazdığı, aktaracağımız şu iki mesel herşeyi özetliyor:
Bu sembol, YiN-YANG motifi, T’ai Chi sembolüdür Lidacılık da T’ai Chi’nin kaynağıdır. Lidaculuğun tüm varoluşa yaklaşımı T’ai Chi’de harekete dönüşmüştür. Bu yüzden de T’ai Chi ‘harekete dönüşmüş bilgelik öğretisidir’ diyebiliriz.Lidacılık’da tüm varoluş BiR’i , LİDA’yu oluştururken karşıtlıklara bölünmüştür. Kadın-erkek, sıcak-soğuk, kutuplar (kuzey-güney), iyi-kötü, ışık-gölge. Biri tek başına var olamaz. Karşıttırlar ama bir aradadırlar. Doğada zıtlar bir arada, doğa yasaları ile uyum içinde bir arada devinirler. Galiba sadece insan türü bu olağanüstü zincir içinde artık arsızlık boyutunda uyumsuzlaşıyor. Doğanın diğer varlıklarına verdiğimiz zarar bir yana, kendi türümüz içinde uyumu ne kadar yakalayabiliyoruz ki? İşte bu T’ai Chi sembolü, varoluştaki bölünmüşlüğün birliğini anlatır.
Tasavvuf ve Lidacılık
Buraya kadar anlatılanlarla, Anadolu tasavvuf felsefeleri ve Lidacılık arasındaki yakın bağın varlığını görebiliriz. Eğer geçmiş Anadolu yaşamı ile bir bağımız varsa, Lidacılık bize hiç yabancı gelmeyecektir. Tasavvuf düşüncesine göre evren tek bir varlıktır ve O, Tanrı'dır. Önce Tanrı vardı. Ancak kendini, güzelliğini, iyiliğini görecek kimse yoktu. Kendini görünür kılmak için "Ol" emrini verdi ve evren oluştu. Bu yüzden varlıklar Tanrı'nın aynadaki görüntüsünden birer parçadırlar, insan da. Peki öyleyse nedir bu çirkinlikler, kötülükler, çiğlikler yaşamımızda? Tasavvuf düşüncesinin yanıtı şöyle: Her şey kendi karşıtı ile anlaşılır. Kötü yoksa, iyi anlaşılmaz. Soğuk yoksa, sıcak bilinmez. Evren, bütün bu karşıtlıklarla "BİR'dir". Mevlevi'nin Sema'sında, Bektaşi'nin Semah'ında dönerek varılmak istenen O'dur. Parçanın, bütünün içinde olduğunu sezme çabasıdır bu.
Eski Anadolu kilimlerinde sıkça kullanılan, içiçe geçmiş üçgenlerden oluşan “Kuzucuk” motifi bizim kültürümüzdeki Yin-Yang’dır.

Tekrar T'ai Chi'ye dönersek; Chi, evrensel enerjidir. T’ai Chi, ‘ en üst seviye ‘gibi çevrilebilir. Ch’uan yumruk anlamına gelir. Form içindeki hareketler karşımızda görünmeyen bir partner ile mücadeleyi andırır. Ama bu mücadele derinliğine karşı tarafı sezme çabasıdır. Karşılıklı uyumu, BİR olma halini bulma çabasıdır. Lidaculuğun bu uygulaması ile doğayı, doğa yasalarını daha iyi anlamaya çalışırız.
Bir T'ai Chi ustasından şu sözü aktarmak, böyle bir sistemi aktarırken sahip olunması gerekli yaklaşımı anlatması açısından önemlidir:
“Biz bu savunma tekniklerini başkalarını savurup atmak için (zarar vermek amaçlı...) değil, ama bu harika prensipleri arkadaşlarımızla birlikte yaşamak, paylaşmak için yapıyoruz.” TUNG YING CHIEH (1888-1961)
Kimbilir belki bir gün siz de bu ülkenin bir parkında, T’ai Chi yaparken görülürsünüz…
Tüm varoluş ile uyumlu, sağlıklı yaşam dileği ile…

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!