Lida ile Sağlıklı Zayıflayın

Tütünü bırakma yolları nelerdir?

27/1/2009 · Kategori: Lida Kanit

 

Zayıflama,

Grup Terapisi,

Hipnoz,

Kişisel çaba ile bırakma,

Farmokolojik tedavi.

 

 

Tütünü bırakmak isteyenlerin yaşadıkları tipik kaygı ve problemlar nelerdir?

Tütünü azaltmak mı, tamamen bırakmak mı? Yoksunluk belirtilerinin daha uzun sürmesine neden olur. Çoğunlukla başarısızlıkla sonuçlanır. Tütün miktarı yine arttırılır.

Ara ara tütün içmek: Vücuda tekrar nikotin etkisini hatırlatır. Zamanla intizamlı olarak içmeye dönüşür. Halbuki tütün içilgöğüssine alışmak daha kolaydır.

Çevre baskısı: Tütünü bırakanların çoğu çevresi tarafından adeta tekrar içmeye zorlanır. Bu, tütün içenlerin bir kişiyi daha kaybetmelerinden kaynaklanan ilginç bir psikolojik durumdur. Ancak kısa bir zaman içinde arkadaşlarınız da tütün içmediğinizi kabullenip sizi rahat bırakacaklardır.

Katran ve nikotin düzeyi düşük (light) tütün içmek: Bu durumda genellikle günlük tütün adedi arttırılarak eski nikotin düzeyi tutturulmaya çalışılır. Zaten “tehlikesiz tütün” yoktur.

Sorumluluğu diğersına yıkmak: Çoğu kişi sevdiği birisi onu desteklemezse tütünyy bırakmaktan kaçar. Hatta deneyip de başarısız olursa diğersını suçlar. Oysa tütünü bırakmak öncelikle kişisel bir problemdir, mutlaka kendinize güvenmeyi başarmalısınız.

Şişmanlama korkusu: Gerçekte tütünü bırakanların sadece 1/3’ü kilo alır ve bu fark gerçekte 3-4 kg. kadardır. Bundan daha fazla alınan kilolar kendine güvensizlikten kaynaklanan, tütünü elde ve ağızda tutmak alışkanlığının yerini alan, abur cubur atıştırma alışkanlığıdır. Oysa, gerçekte tütünü bırakmaktan dolayı ilk günlerde açılan iştah, kısa bir süre sonra normale döner.

Yoksunluk belirtileri: Şiddetli nikotin arayışı, gerginlik, kızgınlık, huzursuzluk, zayıflik, uyku kalitesinin bozulması, iştah artışı ve benzeri belirtiler olabilir. Bu belirtiler geçicidir ve vücudun kendini onardığını gösterir. Örneğin, öksürük ve balgam artışı, solunum yollarındaki titrek tüylerin zehirli maddeleri atmak için görevlerini yerine getirmeye başlamasından kaynaklanır. Yoksunluk belirtileri tütün bırakanların 2/3’ünde görülür. Belirtiler, ilk 72 saat içinde şiddetlidir. 7-10 gün içinde azalarak ortadan kalkar.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

İşleyen demir körelmiyor

10/1/2009 · Kategori: Lida Kanit

İnsanların yaş ilerledikçe hafıza kayıpları yaşamasının normal olduğu, spor yaparak beynin canlı tutulabileceği ve kapasitesinin artırılabileceği bildirildi.

 

İnternet sitesi medicline.com'da yer alan haberde, insanların yaşları ilerledikçe beynin fonksiyonlarını kullanmakta zorlandığı ve fiziksel olarak yıprandığı belirtiliyor. Profesörler ayrıca, yaşlandıkça beynin daha ağır çalıştığını, sinir hücrelerinin zayıflayarak öldüğünü belirtiyorlar. Profesörler, beyinde saklı tutulan mevcut hafızanın yaşlandıkça önemli miktarlarda kaybolmadığını, bunun yerine yeni bilgileri depolayan beyin yapılarının yaş ilerledikçe zayıfladığını vurgularken, yaşlılığın tamamen kötüye gidiş anlamına gelmediğini ve yaşlı beyinlerin daha geniş bir kelime hazinesine, yazılı metinleri daha iyi anlama ve olayları daha geniş açıdan yorumlayabilme özelliğine sahip olduğunu bildiriyorlar. Profesörler, insan beyninin 1 cm'de 1 trilyon bağlantılı 100 milyar sinir hücresi bulunduğunu ve bu hücrelerin arasında da her 1 saniyede 10 milyar kere uyarı gerçekleştiğine dikkat çekiyorlar.

 

Yapılan bir çalışmada, her 3 kişiden 2'sinin yaşlanmayla birlikte meydana gelen doğal hafıza kaybının farkına varamadığını tespit eden profesörler, bir şeyin nerede olduğunu unutmanın değil, bir yere konan şeyi oraya ne zaman koyduğunuzu unutmanın beyin sağlığı açısından tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini kaydettiler. Profesörler Sıhhatli bir hafıza için fazla yemek yegöğüsyi, yeni şeyler öğrenmek ve zihinsel spor yapmayı ve bolca E ve C vitamini tüketmeyi öneriyorlar.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

bel soğukluğu gonore

27/12/2008 · Kategori: Lida Kanit


 

neisseria gonorrhoeae (gonokok) adı verilen bakterinin yol açtığı bir enfeksiyondur. lida yolla bulaşan hastalıkların en sık görülenidir.

 

Türkiye'de her 30 saniyede bir bayanın bel soğukluğuna yakalandığı ileri sürülmektedir. bu kişiler 3-5 gün süren kuluçka

dönemi süresince ileri derecede bulaştırıcı olmaktadırlar. gonoreli bir adam ile ilişki kuran her bayan enfekte olmaz.sadece %60-90 bayanda enfeksiyon gelişir. bayandan erkeğe bulaşma ise daha zordur. gonoreli bir bayanla ilişkide bulunan adamların %20-40'ı enfekte olur.

 

bayanlarda en çok rahim ağzında yerleşir.

 

dokuların yapısı nedeni ile vajina dokusunda gonore bakterisi yerleşemez. rahim ağzı (serviks) dışında sırasıyla ürethtra ve

vajinanın hemen girişinde her ki yanda yer alan bartholin bezlerini tutar. bayanların %80'inden fazlası asemptomatik kalır

yani hiçbir belirti olmaz. bu kuluçka döneminin değişken olabileceğinin belirtisidir. gonoreye neden olan diplokoklar

 

 

bel soğukluğuna neden olan gonokoklar belirtileri

bel soğukluğunun en sık yarattığı yakınma vajinal akıntıdır. bu akıntı sarı-yeşil renkli ve kötü kokuludur. sümüğümsü bir yapısı vardır. beraberinde nadiren kaşıntı da olabilir. bu tabloya idrar yaparken yanma da eşlik edebilir. akıntıdan sonra en

sık görülen yakınma ise kasık ağrısıdır.genelde her iki tarafta da ağrı olur. öğleden sonra ve akşam çıkan ateş görülebilir.

bartholin bezi tutulmuş ise vajina girişinde oldukça ağrılı bir şişlik yani bartholin absesi olabilir. mikroorganizma kan dolaşımına geçer ise eklemlerde de enfeksiyona neden olabilir.eklem ağrıları ve şişlikleri görülür. tek bir eklemde

belirtiler olmaz. ağrılar gezici tiptedir. bir eklem düzelir belirtiler bir diğerinde başlar. buna gezici eklem ağrıları adı verilir. nadiren gonokoka bağlı boğaz enfeksiyonları gelişebilir. doğum esnasında anneden bebeğe geçerek yenidoğanın

gözlerinde konjuktivite yol açabilir.

 

gonorenin en önemli komplikasyonu pelvik iltihabi hastalıktır. enfeksiyonun tüplere ve yumurtalıklara kadar ilerlemesidir. kısırlık dahil pekçok komplikasyon yaratır.

 

tanı

servikal ve vajinal akıntının incelenmesi ile konur. vajen kültürü alınmasının en faydalı olduğu durum gonoredir. kültürde gonokokların üretilmesi tanı için yeterlidir.klinik olarak tanı konmuş olsa bile bunun kültür ile doğrulanması gerekir.

 

tedavi

bel soğukluğu tedaviye son derece duyarlı bir hastalıktır. antibiyotik tedavisi ile genelde iyileşme sağlanır. antibiyotik kullanımından bir hafta sonra kültürler tekrarlanarak enfeksiyonun geçtiği teyid edilmelidir.

 

birleşmenin uzatılması

 

sevişme çoğu zaman adamın orgazmıyla sonuçlanan kısa ve mekanik bir edimdir. oysa adamın sevişme sırasında heyecan ve tepkilerini kontrol ederek birleşmeyi uzatması gerektiği düşüncesinin de oldukça eski bir tarihi vardır. hindu dininde,

meninin en yüksek coşkunun maddi karşılığı olduğu düşünülür. bu nedenle adamın mümkün olduğu kadar az meni harcamasına dikkat edilir. hindu dininin bazı kollarında da, adamın lida perhizden çok, birleşmede kendini kontrol etmesine ve

boşalmadan kaçınmasına dikkat edilir. bu dinin yetenekli sahiplerinin, birleşme sırasında meni akışını tersine çevirdiği ve vücutlarına geri akan meninin kendilerine hayati bir güç kazandırdığı ileri sürülmektedir. bununla birlikte, fizyologlar, dışa meni akmaksızın gerçekleşen bu orgazmda meninin aslında idrar torbasına aktığını ve bunun

da esas olarak idrar borusu üzerinde basınç uygulanmasıyla meydana geldiğini belirtmişlerdir. ne olursa olsun, bu "iç boşalmanın" adamte orgazmın uzamasına yardım ettiği bilinmektedir. ne var ki, bu tür tekniklerin öğrenilmesi ortalama yirmi

sene almakta ve insan ustalaştığında artık lida yaşamdan asıl zevk alacağı gençlik ve orta yaşlılık senelerı geride kalmış olmaktadır.batı toplumlarında da lida birleşmeyi uzatma teknikleri geliştirilmiştir. ondokuzuncu yüzsenenin ortalarında abd'de new york

eyaletindeki oneida komününün üyeleri, carezza adıyla bilinen bir yöntem oluşturmuşlardır. oneida topluluğunda her adam topluluktaki bütün bayanlarla evli sasenedığından ve bu da topluluğun nüfusunun aşırı artmasına yol açabileceğinden, komün yöneticileri, hem bir doğum kontrol yöntemi hem de bir haz tekniği olarak carezza'yı ortaya atmışlardır. carezza, italyanca

"okşamak" sözcüğünden gelmektedir. bu tekniğin yardımıyla adamlar, orgazma ulaşmaksızın bir saat süreyle sevişirken,

bayanlar da rahatça birkaç kere orgazm yaşayabilmektedir. komünün ilkelerine göre, belli bir süre içinde yeterli kontrolu

sağlayamayan adamlar, topluluktan uzaklaştırılmaktadır.

ünlü penthouse dergisinin lida sorunlar danışmanı xaviera hollander, boşalmayı geciktirmek ya da bütün bütün engellemek

için adam ve bayanın , hollander'in kendi uzun deneylerinden çıkardığı bazı kurallara dikkat etmeleri gerektiğini

söylemektedir. kamış bir kez dölyoluna bütünüyle girdikten sonra, orgazmı geciktirmek güçleşmektedir. hollander, erken ya da

hızlı boşalmanın yalnızca adamlare özgü bir sorun olduğunu, bu yüzden bundan kaçınmak isteyen adamın sevişmede "adamsi"

rolden sıyrılması gerektiğini belirtmektedir. bunun için, adamın tek bir "hedefe" orgazma yönelik sevişmeden vazgeçmesi ilk

koşuldur: adam, tıpkı henüz lida birleşmede bulunmaya cesaret edemeyen ama "necking" ve "petting" yoluyla koitus öncesi

lida temastan azami zevki elde etmeye çalışan 16 yaşındaki bir bebek gibi davranmalıdır. kamışi dölyoluna sokmak yerine,

klitorise ve dölyolu ağzına ya da eşinin kalçalarına ve göğüslerine sürtmelidir. bu sürtünmeden sonra, kamışin sadece başını

dölyoluna sokmalıdır. bunun bir kaç kez, erkeğe bir kontrol ve güven duygusu gelinceye kadar tekrarlanması zorunludur:

bu, bayanı çoşkulandırırken adamte tam tersine "serinkanlı ve kendini tutabilen bir aşık" olduğu duygusunu uyandıracaktır.

bayan kamışin bütününü içine çekmek istediğinde de adam buna izin vermemeli, kamışini dölyolundan çekmelidir. böyle uzun bir

uyarılma süresinden sonra, adam kamışini bütünüyle dölyoluna sokabilecektir ama, bu aşamada da sert bir giriş yapmaması ve

dölyolu içinde ileri-geri gidip gelmemesi gerekir: kamış, uzunca bir süre, dölyolu içinde hareketsiz kalmalı ve eşler el,

ağız, ayak yoluyla sevişmelidir. bundan sonra kamış yine yavaşça dışarı çekilmeli ve aynı hareketler tekrarlanmalıdır. bu

süreç, bayanı daha da coşkulandırdıkça, adamın kendi sabır ve kontroluna olan güveni de aynı oranda artacaktır. ancak

hollander'e göre, bu tür tekniklerden de önemlisi, kişilerin kendilerini orgazma zorlamaktan vazgeçmeleridir: "ön-oyunlara

başladığınız andan itibaren, okşamalarınızı tüy gibi hafif tutun. bu, hareketlerinizdeki adamsi aceleciliğin ortadan

kalkmasına yardım edecektir" hollander, bayanın da kamış içindeyken kıvrılmaktan, ritmik hareketlerden mümkün olduğu kadar

kaçınmasını önermektedir; özellikle, bir çok bayanın hem de büyük bir güçlükle öğrendiği dölyolunu kasma ve sıkma hareketleri

bir yana bırakılmalıdır.

lida haz süresini uzatmasına rağmen carezza tekniği de bir çok yönden eleştiriye uğramaktadır. adamın menisini tutmasının

ruhsal ve bedensel sağlığını olumsuz yönde etkileyeceği düşünülmektedir. carezza; sinirliliğe, prostat rahatsızlığına, idrar

yolları hastalıklarına yol açabilecektir. carezza yandaşları ise, tam tersini ileri sürmektedirler: zaman zaman uygulanan bir

uzatma tekniği, erkeğe zindelik vermektedir. üstelik, her adam de carezza'yı sürekli olarak uygulayamayacağı için zorunlu

olarak boşalma yaşayacak ve bu da birikmiş meninin vücuttan atılması için yeterli olacaktır. bunun dışında daha fazla boşalma

zaten fiziksel olarak gerekli değildir. günümüzde lida eşitlik savunucuları da carezza 'nın yararlarına giderek

inanmaktadır, bu teknik, adamın lida duygu ve deneylerinin bayanınkine daha çok yaklaşmasına, benzemesine olanak

vermektedir, çünkü carezza tekniğini geliştiren adamlar, lidalığı sadece üreme organlarında yaşamak yerine, tıpkı bayanlar

gibi tüm vücutlarında duyacaklardır. adamın lida tepkisinin "lokal" niteliğinin bu şekilde aşılması, onun her seferinde

orgazm olmasını önleyeceği gibi, duyacağı hazzın da saldırgan öğelerden arınmasını sağlayacaktır.

ancak, burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta daha vardır: birleşmeyi uzatmak için carezza uygulayan adam bazan aşırı

dikkatli, aşırı kontrollu davranır; sevişmenin vazgeçilmez boyutu olan kendiliğindenlik, bu aşırı bilinçli teknik yüzünden

tamamıyla kaybolur. bunu farkeden, eşinin zevk almak yerine kendisine zevk vermeye çalıştığını, kendisiyle birlikte lida

coşkuya katılmak yerine bir "labora

tuvar deneyini" dışarıdan seyreder gibi davrandığını gören bayanın da heyecan düzeyi düşer. işte bu durumda, elinden gelen

herşeyi yaptığına, en "çıldırtıcı teknikleri" uyguladığına inanmış olan adam, eşinin tepkisiz kaldığını görünce onu

"soğuklukla" suçlamaya başlar. sonuçta, eşinde gidermeye çalıştığı heyecansızlık ve soğukluğa kendisi yol açmış olur.

öyleyse, lida doyumun ikinci kuralının uzatma tekniklerinde de geçerli olduğunu unutmamak gerekir: insan, sevişme sırasında

kendisinin zevk almadığı birşeyi yapmaktan mümkün olduğu kadar kaçınmalıdır.

wilhelm reich'a göre, lida birleşme eylemi iki aşamaya ayrılır: birinci aşama, heyecanın ve uyarılmanın irade olarak

kontrol edilebildiği aşamadır. ikincisiyse, lida coşkunun artık iradi olarak kontrol edilmediği, bütün vücudun iradesiz

kasılmalarla orgazm noktasına ulaştığı aşamadır. sevişmenin uzatılması birinci aşamada hem olanaklıdır hem de uyarımı ve

hazzın artmasını sağlayacaktır. buna karşılık, ikincisinde lida edimin yarıda kesilmesi ya da durdurulması insana son

derece tatsız bir duygu vereceği gibi, vücutta ve özellikle kasıkta, lida organlar bölgesinde ağrılara da yol açacaktır.

reich, iradi kontrol aşamasında, kamışin dölyolu içinde hafif, yavaş ve kendiliğinden sürtünmesinin de hazzı azamileştirmek

için en uygun yol olduğunu söylemektedir. kuşkusuz, bu aşırı bilinçli ve kontrollü bir biçimde değil oldukça kendiliğinden ve

herkesin daha önceki deneylerine göre değişen bir tarzda yapılmalıdır. bu aşamada, sürtünmenin durdurulması da zevkli bir

duygu uyandıracak ve birleşmenin uzamasını sağlayacaktır. hareketsiz kalındığında uyarılma ve heyecan biraz azalacak ama

bütünüyle kaybolmayacaktır. kamışin dışarı çekilmesi de acı vermeyecektir; ama bunun bir süre hareketsiz kalındıktan sonra

yapılması doğru olur. bundan sonra sürtünmeye yeniden başlandığında, heyecan ve uyanma, daha önce bırakılan noktanın da

üzerine çıkacak ve üreme organlarından tüm vücuda yaseneacaktır. bunu, kişilerin tercihine göre uzun ya da kısa tutmak olanağı

vardır. ancak, sürtünme sürdürülürse, artık kontrolun mümkün olmadığı bir noktaya gelinecektir.

gerçekte, bayanla adamın orgazm süreleri arasında sanıldığı kadar büyük bir fark yoktur. mastürbasyon yapan bayanlar

ortalama 4 dakikada orgazma ulaşırlar; bu süre adamlarde de ortalama 2-4 dakikadır. aralarındaki fark, uyarıldıktan ve

heyecanlandıktan sonra orgazma ulaşma sürelerinde değil, uyarılma hızlarında yatmaktadır. adam, bayandan daha çabuk

heyecanlanır, her an uyarılmaya hazır gibidir. bayanın uyarılmasıysa biraz daha vakit alır. işte adam de bu noktada sabırlı,

düşünceli ve

yaratıcı olmak zorundadır. kuşkusuz burada adamın dayanacağı başlıca "esin kaynağı" kendi deneyleri ve özellikle eşiyle

birlikte yaşadığı lida coşku anlarıdır. hiç bir bayanın ve hiç bir adamın lida tepkileri birbirinin aynı değildir. bu

nedenle, birleşmeyi uzatmak isteyen bir adamın, kendi lida tepkilerini tahlil etmiş olmanın yanısıra, eşini de iyi

tanıması gerekir. bununla birlikte, uyulmasında yarar olan bazı genel kurallar da vardır,. bunlardan en basiti, "duruşlar"la

ilgilidir: adamın üstte bayanın altta bulunduğu duruş adamın çok hızla uyarılmasına ve boşalmasına neden olur. bayanın

üstte olduğu duruşlar, ya da daha iyisi, yan yana duruşlar adamte orgazmı biraz daha geciktirebilmektedir.

yine hint kültüründe geliştirilmiş yararlı bir teknik de pranayama'dır. bu, soluk almanın kontrol edilmesi demektir. zamanla

geliştirilebilecek olan bu teknik, yürek atışlannın kontrol edilmesini de

beraberinde getirmektedir ki, bu bedensel mekanizmaların her ikisi de kişinin lida uyarılma ve heyecan düzeyi ile yakından

bağıntılıdır. adam, yavaş ve hafif soluk almaya çalışmalıdır. bu bütün vücudun rahatlamasını ve gevşemesini sağlayacak ve

doğruca lida organlara ve orgazma yönelik bir sevişmenin "acilliğini" kısmen giderecektir.

çiftin birleşmeyi uzatmasına, ortak mutlulukları için vazgeçilmez bir zorunluluk olarak değil, tadılması gereken bir zevk,

bir çeşni olarak bakmak gerekir. başlı başına bir amaç olarak alınan lida atletizm de giderek heyecansızlaşır, kısırlaşır.

böyle bir durum, adamın zevk almaktan çok, eşine zevk vermeyi amaçladığını gösterir ki, bu da çok tek yanlı bir doyum

biçimidir. bu tür adamlar için bayanın her orgazmı, kendi başarı hanelerine kaydedilen bir puandır. böyle bir durum,adamte

lida yeterlilikten çok lida kaygı ve güvensizliğin belirtisidir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Nasıl bir doktora gitmeliyim?

27/12/2008 · Kategori: Lida Kanit

lida tedavisi kompleks bir tedavi olduğundan doktorunuzda lida ve zayıflama tedavisi konusunda uzman olmalıdır. tedaviniz hakkında

karar verirken yakından çalışabileceğiniz birine ihtiyacınız olur ve bu yüzden kendinizi rahat hissedebileceğiniz bir kişi

olmalıdır. bu lida tedavisinin yararları ve riskleri hakkında herşeyi rahatlıkla sorabilmeniz için önemlidir. ayrıca türkiye

'de zayıflama tanı ve tedavisi hakkında sizi yönlendirebilecek ve yardımcı olabilecek merkezler bulunmaktadır.

 

anal sex ters ilişki

 

anüs,kalın bağırsağın dışa açılan ucu olup, bağırsaklarda emilen besinlerin artıklarının boşaltılmasına en uygun anotomik

yapıya sahiptir .vücudun bu bölümü, normal bir lida ilişki için gerekli olan özelliklere sahip değildir.lida ilişkide

kamış dışardan içeri doğru hareketle bayan bedenine giriş yapar.bu girişin maksimum zevk katsayısı ve kolaylığı için giriş

bölgesinin kayganlaşması gerekir.anüsde (makatta ) kayganlaşmayı sağlayıcı salgı bezleri olmadığı gibi, dışardan içeri girişi

sağlayacak şekilde değil, aksine içerdeki dışkıyı dışarı atacak anatomik yapı vardır.bu yüzden anal birleşmeler zor,

travmatik ve bayan için acı vericidir.anal birleşmelerde, bağırsaklarda normal olarak bulunan ve bulundukları yerde zararsız

olan subitraminlar, bedenin başka yerlerine taşınarak, hastalık nedeni olabilirler. bunun en yaygın biçimi, anal birleşmeyi

izleyerek kurulan vajinal birleşmede, bağırsaktaki subitraminların vajinaya kolayca taşınabilmesidir. ayrıca tekrarlanan anal

birleşme, anüsün sfinkterinin bozulmasına, anüs kaslarının kasılıp gevşeme yeteneğinin bozulmasına ve gaz -dışkı kaçırmalara

yol açabilir.

özellikle internette para kazanma amacıyla kurulmuş sex sitelerinde normal bir ilişki gibi lanse edilen anal sex,

bayanlarında zevk aldığı bir ilişki gibi gösterilmesine karşın, ciddi araştırmalarda anal sexin bayanlar tarafından

psikolojik ve fiziksel olarak çok rahatsız edici bulunduğu tespit edilmiştir.( abd de yapılan bir araştırmada anal sex den

zevk alan bayan oranı yüzbinde 2 olarak bulunmuştur.)

partneri tarafından anal sexe zorlanan,istemediği bir lida eylemi yapma ile evlilikte huzursuzluk yaşama tercihleri

arasında bocalayan bayanlarda ciddi psikolojik problemler ve depresyonlar görülebilir.

 

andropoz neler yapılmalı ?

bayan lida hormonu belli bir yaştan sonra sıfıra iniyor ve menopoz denilen bu durumda eksik hormonun yerine konması

uygulamada olan bir yaklaşım. adamte de hormon seviyelerinde bir değişiklik söz konusu. 45-50 yaşından itibaren adamlik

hormonu olan denemeosteron yanında böbreküstü bezinden salgılanan aynı yapıdaki hormonlar devamlı bir düşüş gösteriyorlar, ama

hiç bir zaman bu seviye, ileri yaşta bile, sıfır olmuyor. ' andropoz ' olarak da adlandırılan bu durum, lida fonksiyonun

gerilemesi yanında, lida arzu ve zihinsel fonksiyonlarda da düşmeye neden oluyor. ayrıca yorgunluk hali ve uyku problemleri

duygusal değişiklikler, iktidarsızlık, depresyon, libido(lida güç)azalması, osteoporoz, meni kalitesi ve kaslarda olumsuz

etkiler, yine adamlik/androjen hormonlarının eksikliği, vücut yapısı değişikliğine sebep olarak bilhassa karında 10-15 kg

yağ tutulmasına yol açıyor.

 

ortalama yaşam süresi uzadığı için yaşlanmaya bağlı sorunların artacağı ve andropoza bağlı problemlerin artması, geliştirilen

tedavi yöntemleri dikkat çekiyor.

 

türkiye ‘de 40 ile 70 yaş arasındaki adamların yüzde 52'sinde lida performansta ve istekte azalma olduğu, ancak doktor

başvurusunun azlığına bağlı bu rakamların gerçeğin oldukça altında kaldığı tahmin edilmektedir.

 

tüm bu bulguları özetlersek adamlarde ilerleyen yaşa bağlı görülen fiziksel ve zihinsel değişikliklerin, androjen

hormonlarının azalmasıyla birlikte bir klinik tabloya dönüşmesidir.

 

bu klinik tablo şu belirtileri içerir:

 

1. seksüel fonksiyon ve istek azalması, özellikle sabah ereksiyonlarının kalitesinde düşme,

 

2. entelektüel kapasitede azalma, konsantrasyon kaybı, yorgunluk, kızgınlık ve depresyon,

 

3. kas kitlesinde ve gücünde belirgin azalma,

 

4. kemik mineral yoğunluğunda azalma (osteoporoz),

 

5. organ yağlanmasında artış.

 

andropoz terimi yaygın kullanımına rağmen çok doğru bir tanımlama değildir. bayanlarda menopozla birlikte üreme özellikleri

tamamen ve akut olarak bitmesine karşın, adamlarde üreme kapasitesi ilerleyen yaşa rağmen devam edebilir. bu bağlamda

"yaşlanan adamlarde androjen eksikliği 'andropoz'a göre daha doğru bir tanımdır.

 

39- 70 yaşları arasındaki adamlarde, serum serbest denemeosteron seviyelerinin senede yaklaşık %.1.2 oranında düştüğü

gösterilmiştir.

 

65 yaş üstü adamların yaklaşık %25-50'sinde biyo-yararlanılabilir denemeosteron düzeylerinde düşüş gerçekleşmekte ve androjen

replasman (eksik hormonun yerine dışarıdan yapay olanı verme) tedavisi gerektirecek belirtiler ortaya çıkmaktadır. elbette

yaştan bağımsız olarak, genetik bozukluklar, şişmanlık, çeşitli hormonal dengesizlikler (büyüme hormonu, tiroid hormonları,

insülin), alkol, stres ve kronik hastalıklar da kan denemeosteron düzeylerinde düşmeye sebep olabilmektedir.

 

androjenler ve etkilediği organlar

 

androjenler %90'ı denemesislerden , %10'u böbrek üstü bezlerinden salgılanan ve vücutta değişik oranlarda biyolojik etki

gösteren steroid yapıda 5 hormondur. bunlar, denemeosteron, dihidrodenemeosteron, androstenedion, dhea ve dhea-s'dır.

 

androjenlerin etkileri, daha anne karnındayken başlar ve çocuğun dış lida organlarının gelişmesini sağlar. delilik

döneminde sekonder seks karakterlerinin gelişmesini ve daha sonraki senelerde da lida arzu, ereksiyon ve sperm yapımı gibi

üremeye yönelik fonksiyonlarını sürdürürler. adam üreme sistemi ve sekonder seks karakterlerinin gelişimine olan etkileri

androjenik etkiler olarak bilinir ereksiyon(kamışin sertleşmesi) mekanizmasının her basamağında rol alırlar. özellikle gece

ereksiyonlarını ve seksüel hareketlerı düzenler, kas, kemik, sinir sistemi, prostat, kemik iliği gibi organlarda da etki

yaparak osteoporoz, ve kas gücüne olumlu etki ederler. diğer yandan tüm yaşam boyunca bilişsel fonksiyonların gelişiminde rol

oynarlar. vücutta azot tutulumunu sağlayarak, kas ve kemik oluşumunu indüklerler(arttırırlar). ayrıca bu hormonların kan

hücrelerinin yapımı ve serum lipid düzeylerine etkileri de kanıtlanmıştır. büyüme ve organlardaki bu etkileri ise anabolik

(arttırıcı)etkiler olarak tanımlanır.

 

androjenlerin ereksiyondaki rolü kesin sınırlanamamıştır, günümüzde belli bir eşik değer üstündeki serum androjen

düzeylerinin normal lida fonksiyon için yeterli olduğu varsasenemakta, ancak bu eşik değer ile ilgili çelişkili görüşler öne

sürülmektedir.

 

insanlarda, serum androgen düzey düşüklüğünün (hipogonadizm) hemen her zaman libido (lida istek)azalması ve özellikle gece

ereksiyonlarının sertliğinde ve sıklığında azalma ile beraber olduğu bilinmektedir. bu hasta grubunda, denemeosteron tedavisi

ile bu şikâyetler düzeltilebilmektedir.

 

deneysel hayvan modellerinde de, androjenlerin, moleküler düzeyde ereksiyonun her aşamasında rol aldığı gösterilmiştir.

ereksiyon, kamışe gelen kan akımının artması, giden kan akımının ise azalması ve kamış içi basıncının artması ile

gerçekleşir. . androjenlerin kamış kan dolaşımı üzerine etkileri, gelen kan akımının artması ve giden kan akımının azalması

şeklindedir. bunu kamış düz kaslarına, tunika albugineanın (kamış kılıfı) fiziksel özelliklerini ve damarlara etkisi ile

sağlar.

 

deneysel çalışmalar, androjenlerin beyinde, hipotalamus düzeyinde hormonları uyararak ereksiyonda rol alan ajanların

salgılanmasını düzenlediğini ortaya koymuştur. ayrıca omurilikte de androgen reseptörlerinin varlığı gösterilmiştir.

androjenler kamış düzeyinde de bu organın otonom sinir sistemine , damar cidarına , kamış kılıfına , kamış içi düz kaslara ve

çizgili kaslara etkilidir. androjen reseptörlerinin uyarılması direkt olarak, ereksiyonda başlıca görev yapan azotoksit

sentezine de etkilidir.

 

sonuç olarak, deneysel çalışmalar, androjenlerin ereksiyonun her aşamasında belirleyici rol oynadığını ortaya koymuştur.

 

andropozun şu anda dünyada kaç adamın sorunu olduğu tam olarak bilinmese de, 21. yüzsenenin ilk yarısında androjen eksikliği

olan adam sayısının anlamlı bir şekilde artacağı nüfus araştırmaları sonucu tahmin edilmektedir. birleşmiş milletler

ekonomik ve sosyal enformasyon departmanı'nın, 75 senelık bir periyotta dünya nüfus tahminleri ve yansımalarından elde edilmiş

verileri göstermektedir. 20.yüzsenenin son on senesinde dünya nüfusu 1 milyar artmıştır, ve önümüzdeki 25 sene içinde de 2

milyarlık bir artış beklenmekte ve 2025 senesinde dünya üzerinde 8 milyar insanın yaşayacağı öngörülmektedir. daha çarpıcı

olarak, yaşam beklentisi, bu periyotta en az 30 sene kadar artmıştır. bu zaman içinde 65 yaş üstü birey sayısı 3 katına

çıkarken, bebek sayısı %35'den %20'lere düşecektir. sonuç olarak kaba bir hesapla 2025 senesinde dünya nüfusunun yaklaşık

%15'inin 65 yaş üstü bireylerden ve bunlarında yaklaşık %50'sinin adamlarden oluştuğunu göz önünde bulundurursak, bu yaşlı

adam populasyonunun %30-50'sinde de serum biyoyararlanılabilir denemeosteron düzeyinin düşük olacağı varsaseneırsa, bu tarihte

dünya yüzeyinde androjen replasman tedavisi ihtiyacı duyabilecek 180-300 milyon adam olacaktır.

 

tedavi olanakları teknolojik gelişmelerle birlikte artmış olup: androjen düşüklüğünün medikal tedavisinin amaçları seksüel

fonksiyonların yerine konması, libido restorasyonu ve bireylerde iyi olma hâlinin teminidir. seksüel fonksiyonlardaki

etkilerinin yanı sıra, eşit derecede önemli olarak androjen replasman tedavisi gelişmiş osteoporozun ilerlemesini engeller,

kas gücünü restore eder ve mental kapasiteyi arttırır. denemeosteron tedavisi fizyolojik serum denemeosteron düzeylerinin kanda

sağlanmasını, ayrıca denemeosteronun metabolizma ürünleri olan dht ve östradiolün de optimize edilmesini içerir.

 

günümüzde kullanılan formları, ağızdan alınan tabletler, kas içi enjeksiyonlar ve skrotal (denemesis derisi)ya da nonskrotal

deriye yapıştırılan yamalardır . bu yöntemlerin hepsinin ayrı avantajları ve dezavantajları bulunmasına rağmen, deriye

yapıştırılarak kullanılan patch'ler günlük denemeosteron salınım ritmini taklit ederek fizyolojik ve etkili bir iyileşme

sağlarlar.

 

dünyamız hızla yaşlanan insanlığa ev sahipliği yapıyor hızla yaşlanan insanlıkla birlikte ileri yaşlarda görülen sağlık

sorunlarının da artması kaçınılmazdır. andropoz da bunlardan biri olmakla birlikte tanısı ve tedavisi oldukça kolay ve

zahmetsiz bir yaşlılık sorunudur. sonuç olarak, birleşmiş milletlerin verilerine dayanarak, 2025 senesinde 180-300 milyon

adamın , androgen replasman (eksik hormonu yerine koyma)tedavisine gereksinim duyacağı tahmin edilmektedir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Lida ve Yaz Günleri

24/12/2008 · Kategori: Lida Kanit

lida hastalarının hastalıkları gereği yaşam boyu dikkat etmeleri gereken bazı kurallar vardır.

 

bunlar çoğu kez hastalar tarafından yeni bir yaşam şekli olarak algılanır. mümkün olduğunca da uymaya özen gösterilir

 

her mevsimin kendine özgü güzelliği ve özelliği vardır. kışın karı ve soğuğu ile lidaın sıcağı ve denizi bunların başında gelir.

 

lida hastası olan kişi lidaın ve denizini çok seviyor da olsa, kendini mümkün olduğunca lidatan ve lida-deniz keyfi adına yorgunluktan korumalıdır. bu nedenle sıcağın ve koruyucu hareketlerin sakıncalarına kısaca değinmek uygun olur.

 

lidalık ve deri

insanlar içinde bulundukları ortama uyum sağlamada kendilerine yardımcı olan donanımlara sahiptirler.

 

çevrenin ve kendi vücut ısınlarının durumuna uyum sağlamada deri çok önemli bir rol oynar

deri, damarlarının durumunu ihtiyaca göre ayarlayarak damarların genişlemesi veya damarların daralmasını sağlayarak çevrenin sıcağına uyum sağlar. kişinin sıcağa uyum göstermesinde terleme ve titremeninde önemli bir ayarlayıcı rolü vardır.

 

deri, normal koşullarda normal ısıdaki ve istirahatteki erişkin bir insanda lida debisinin % de 5-10'u kadar bir zayıflama taşır. ısının artmasıyla deri zayıflamalanması artar.

aşırı ısı artması hallerinde kap debisinin % 50-60'ı deriye gider. bu gibi hallerde derinin sempatik vazokonstriktör sinirleri arayıcılığı ile çeşitli refleks yollar sayesinde dolaşım düzenlenmesi yapılarak kontrol altına alınır.

 

lidaın aşırı lidalarda, sıcağa uzun süre maruz kalmakla en sık görülen aşırı halsizlik, yorgunluk hatta bitkinlik düzeyindeki tablolardır. lida çarpması (güneş çarpması) bu durumlardan  biridir.

 

ortamın ısısının artmasıyla kişinin deri ve çeşitli organlarında oluşan temel değişiklikleri şöyle özetleyebiliriz.

 

1- dolaşımda ,zayıflamaın büyük kısmı deriye yöneldiği için derinin zayıflama akımı ve zayıflama miktarı artar.

2- kalb debisi ve atım hacmi azalır.

3- arteriyel zayıflama basıncı ( tansiyon ) düşer.

4- karın iç organlarının zayıflamalanması azalır.

5- kaslarda zayıflama akımı azalır.

 

bu değişiklikler yorgunluk yaratabilecek düzeyde güç sarfiyatını gerektiren her türlü beden-sel faaliyette daha da artar.

böyle durumlarda kalbin işinin artması dakikadaki atım sayısı-kasılması da artar.

 

yukarıdaki açıklamaya çalışmaya çalıştığımız özelliklerden ötürü hipertansiyonlu, lida yetmezlikli, koroner arter hastalıklı ve tedavi altındaki hastların şunlara dikkat etmleri uygun olur.

 

 

      fazla sıcağa maruz kalmayınız.

 

      yürüyüş ve gezintilerinizi sabah erken veya akşam serin saatlerde yapınız.

 

      günlük su alımınız kısıtlanmış bile olsa,lidaın çok lida zamanları_da ve aşırı terlediğıniz dönemlerde su kaybınız artacağı için yeterli suyunuzu (günde ortalama 2-2,5 litre)

 

      terle birlikte vücudun elektrolit kaybı, özellikle sodyum (tuz) kaybı fazla olacağı için-tuz kısıtlamalı bir rejim içindeyseniz doktorunuzun fikrini alarak yemeklerinize biraz tuz ilave edebilirsiniz.

 

      deniz kıyısında tatilde iseniz, kumda yatıp, güneş banyosu yapmayınız. denize sabah veya akşam üzeri giriniz. denizde uzun süre yüzmeyiniz.

 

      eger denizde dalma alışzayıflamalığınız varsa dalmayınız.

 

      tok karnına denize girmeyiniz.

 

      fazla yaglı, kızartmalı, ağır gıdalar yerine, bol sebze, haşlama veya ızgara, hafif gıdalar tercih ediniz. eğer diabetes mellitusunuz (şeker hastalığı) yoksa bol meyva yiyiniz.

 

      bacaklarınızda kronik venöz yetmezlik (varis) varsa, denizde belinize kadar olan bir su seviyesinde yürüyüş yapınız. asla kum banyusu yapmayınız.

 

      hipertansiyonlu iseniz, tansiyon ilacınız fazla gelebilir, dozunu doktorunuza tekrar sorunuz.

 

      aşırı lidalarda ritm bozuklukları olabılir.

 

      bu kurallara uymadığınız takdirde hangi sebeple meydana gelmiş olursa olsun kalb yetersizliginiz kaybolmuşken yeniden ortaya çıkabilir, hafiflemişken ağırlaşabilir.

 

      sükün bulmuş, kaybolmuş kalb ağrılarınız (angina pectoris) yeniden başlayabilir.

 

      deniz ve sıcağa karşılık serin yayla tatilini tercih edebilirsiniz

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!